
Son bir aydır tüm yelken haber sitelerinde dünya çapında bir XR 41 ve ORC çarpıntısı konuşuluyor. Ana hatlarıyla ele aldığımızda, son ORC Dünya Şampiyonu olan Formula X takımının başarısının ardından ve ilk iki sırayı domine eden XR 41’lerin kağıt üzerinde yavaş, ancak suda hızlı olmasından kaynaklı olarak mil başına 10 saniyelik bir ceza verilmesi gündemde.
Peki, bu ceza yıllardır ORC Dünya Şampiyonası’nı kazanan Grand Soleil markasına uygulanmayıp Danimarkalı üreticiye uygulanması normal mi? Yoksa gerçekten ORC’nin hesaplama zaafına göre bir dizayn yaparak bu yarışları mı kazandılar? Ben pek öyle düşünmüyorum.
Öncelikle ORC Dünya Şampiyonu Formula X ve ikincisi Dixi 5’in üzerinde çok yetenekli ve dünyada çok özel yarışçılar var. Örnek vermek gerekirse, Formula X takımında bulunan Gonzalo Araújo, TP52 Süper Series’de şampiyonluk yaşamış ve aynı zamanda Volvo Ocean Race 2009’da yarışmış bir isim. Muazzam bir fleet race ve offshore deneyimi ile orta yaş üzeri ilerleyen yaşına rağmen hem çok bilge hem de iyi bir takım lideri.
Dümenci ise Danimarka’nın en yeteneklilerinden biri; Jeppe Borch, müthiş start teknikleri ve tekne handling kabiliyeti ile meşhur bir match-race yarışçısı ve GKSS Match Cup Sweden 2025 Şampiyonu.
Ekibin her üyesi üst düzey yelkenci ve çoğu match-race tabanlı. Zaten çok yetenekli bir pit man olan Rasmus Taato, Jeppe Borch’un takım arkadaşı. XR 41 Formula X takımında yarışan herkes ise projenin başından beri içinde. Deneyimlerini ve başarı odaklı fikirlerini proje başından beri özellikle rating optimizasyonunu yapan Casper Nielsen ile paylaşıyorlar. Teknenin tek bir tasarımcısı yok; profesyonel ve üst düzey bir ekip görev dağılımı ile bu tekneyi üretiyor. Ancak bu ekibin, ORC’de “optimizasyonun önemi yok” mottosunu yerle bir ettikleri kesin.

Teknik açıdan tekneye ceza vermek yerine ölçüm sistemini revize etmek, bence oldukça yerinde bir eleştiri. Nihayetinde yıllarca IRC sisteminde optimizasyonu muazzam yapılmış Fransız teknelerinin dominasyonu, ORC’de ise İtalyan teknelerinin dominasyonuna şahit olduk. Sistemleri iyi anlayarak zaaflarına göre bir tekne inşa etmek bence etik dışı değil; aksine sistemin gelişimi için muazzam bir ilerleme fırsatı.
X‑Yachts firması aslında ORC sisteminin temel tabanında, dalga üzerinde üretilen hızları hesaplayamama yetisini almış; gövde üzerinde hidrodinamik olarak çok kabiliyetli, ancak standart suda çok yüksek süratler üretmeyen bir tekneyi ORC’ye sokmuş. Teknenin güvertesi, zaten yeni jenerasyon teknelerin kopyası gibi; fakat su altında ne olduysa düşük bir rating ile ORC’yi domine etmiş.
Etik gelmeyen tek konu, 24 adet satılan bir teknenin dünya pazarındaki satışını negatif etkileyebilecek bu kararlar. ORC, %100 mükemmelmiş gibi davranıyor olması ve birbirine eşit olmayan tekneleri eşitlemeye çalışan her sistemde kusurların olduğunu kabul etmemesi. Bu kusurlar teknolojinin ilerlemesi ve sistemin yenilgileri ile revize edilerek ilerlemenin ana temellerini oluşturuyor.
XR 41’in yarış versiyonu bile 7.150 kg. Bu deplasman oldukça yüksek; ancak dikkatimi çeken bir başka konu, Mark Mills’in çizdiği ve Türkiye’de M.A.T. firması tarafından başarılı şekilde üretilen M.A.T. 1220’nin XR 41 ile şaşırtıcı benzerliği. Acaba bu benzerliğin altında XR 41’den önce teknesini dizayn eden Mark Mills’in tasarımındaki hataları ORC’nin eksikleri ile harmanlayarak yapılan bir çalışma olabilir mi?

Fotoğraflarına dikkatle baktım. Teknik özelliklerinde evet farklar var ve M.A.T. 1220 neredeyse 1,5 ton daha hafif olmasına rağmen XR 41 dünyada yankı uyandırdı. Türkiye’de üretilip satılan M.A.T. 1220’den daha fazla sipariş aldı. Eğer ekonomim izin verseydi, ben de daha kıvrak olan M.A.T. 1220’nin 2,90 m salmalı versiyonunu tercih ederdim. Aralarındaki fiyat farkı ise zaten dudak uçuklatacak boyutta.
Nihayetinde X‑Yachts rüştünü çoktan ispat etmiş bir firma. Olumlu veya olumsuz bu kadar konuşulmak bile onlara yarayacaktır. Çok iyi bir tasarım yapmış ve ORC Dünya Şampiyonası’nı kazanmış olsalar bile, her XR 41 satın alan “uçacak/kaçacak” diye bir kural yok. Tekne iyileştikçe hızlanırsınız ama bu tekne, iyileştikçe daha az hata yapma şansı verir, bence başarılarının sırrı hem teknik ekip hem de yarış ekibinin başarısında gizli.
Benim şahsi fikrim, bu tekne X 41’den çok daha başarılı olmayacak bir Farr 40 ve Farr 400 senaryosuna dönüşebilir. Ancak XR 41 fleet-race yapılması heyecan verici ve harika bir one-design sınıfı potansiyeli sunuyor; bu tartışılmaz.
Yine de M.A.T. 1220 ve XR 41’in aşırı benzerliklerine birlikte bakalım. Keza ben ikisini de alamam, ama şu soruyu sormadan edemiyorum:
Neden M.A.T. 1220’yi almayayım?
Ben şahsen seçimimi bu yönde kullanırdım. Ancak bu konu belli ki çok konuşulacak; yorumu okuyucuya bırakıyorum.



























