Teşhisten Çözüme, bu enflasyonun önüne nasıl geçeriz?
Geçen hafta yayımlanan “Türkiye’de Yelken Eğitmeni Enflasyonu” başlıklı yazımın ardından, beklediğimin üzerinde geri dönüşler aldım. Sosyal medya malum klavye delikanlılığının hadsizliği bir yana çok da olumlu ve aynı zamanda akılcı çözümler ile ulaşan az sayıda insana ulaşabilmek için o hadsizlikleri çekmek hiç sorun olmadı. Telefonlar çaldı, mesajlar geldi, toplantılar yapıldı. En önemlisi; konunun muhatabı olan bilirkişiler, yetkililer ve bu işin yükünü yıllardır omuzlayan isimlerle aynı masaya oturduk. Bu oturumlar devam edecek ve bir sonraki yazıda kimlerin neler dediğini konuşacağız. Ancak ortaya çıkan bir ortak dert ve ortak bir akıl var. Çünkü birlikten güç doğar.
Bu ikinci yazı, bir serzeniş ya da tekrar değil.
Bu yazı, “artık ne yapıyoruz”, “ne yapmalıyız” sorularının cevabını aramakta yol kat eden ortak bir çaba aslında
Sorunun Artık Herkes Tarafından Kabul Edilen Gerçekliği
Yelken eğitimi alanında yaşanan yetkinlik karmaşası, artık bireysel şikâyetlerin çok ötesinde, yapısal bir sorun olarak karşımızda mıh gibi duruyor. Türkiye Yelken Federasyonumuzun YY ( yelkenli yatçılık eğitimi ) sistemi doğru ama eksik kabul ediliyor. Başlangıcı yapan ideolojinin devamlılığını sağlamakta biraz da bu mesleğe sahip çıkmaktan geçiyor. Her şeyi otoriteden beklemek yersiz, nihayetinde yat sınıfının Federasyonun ergen çocuğu olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Yapılan görüşmelerde herkesin üzerinde mutabık kaldığı ilk bir kaç gerçek var be bunları sırasıyla inceleyecek olursak:
Türkiye’de yelken eğitimi, denetimsiz bir şekilde büyüdü, nicelik artarken nitelik geriledi.
Bugün:
• Kimlerin eğitim verebileceği,
• Hangi teknelerin eğitim teknesi sayılacağı,
• Eğitmenin hangi yeterliliklere sahip olması gerektiği,
• Eğitim ile ticari faaliyetin nerede ayrılması gerektiği
net çizgilerle tanımlı değil.
Bu belirsizlik, işini doğru yapanları aşağı çekerken; doğru yapmayanları cesaretlendirmekte ve aslına bakarsanız can sorumluluğu taşıma ilkesini yok sayarak bir meslek değil bir şova dönüşmekte. İş bir tek eğitimcileri bağlamıyor. Profesyonel kaptanlar mesleklerini sadece Adb ile kaçak şekilde ticaret yapan kaptanlara kaptırmış durumda. Konumuz şimdilik yelken eğitimi ancak orada ise bambaşka ve çok majör bir konu rafta beklemekte.
Toplantılardan Çıkan Ortak Sonuç: Sistem çalışmıyor!
Yaptığımız toplantılarda öne çıkan en önemli vurgu şuydu:
“Bu mesele bireylerle çözülemez. Sistem doğru kurgulanmadan çözüm üretemeyeceğiz, bu kesin YY sistemini güçlendirmek ve eğitmen tarafında sisteme sahip çıkmak gerekiyor. O yetersiz, bu olmadı, böyle mi olur? Bu yaklaşım ile hiç bir yere varılmıyor.
Bu nedenle çözüm, tek tek eğitmenleri ya da okulları hedef almak değil; herkesi kapsayan, şeffaf ve denetlenebilir bir yapı kurmak. Bu Federasyonun yapabileceği bir şey. Okullar tarafında ise kendi aralarında kurulacak birlik ile kurumdan kuruma muhataplık sağlanarak hem Federasyonun hem de birliğin kendi içerisinde çürük elmaları ayıklaması veya yeni oluşumlara izin vermemesi gerekiyor. Federasyonun TUYAP sistemini doğru uygulamak ve kendi içindeki kurumları da denetlemek birliğin işi olmalı, biraz yükü bölmek gerekiyor.
Önerilen Yol Haritası
1. Yelken Okulları Birliği Kurulması
Federasyon ile koordineli, ancak operasyonel olarak bağımsız bir “Yelken Okulları Birliği” oluşturulmalıdır ki bu birliğe dahil olmayan yapıların dahil olabilmek için gelişim göstermesine zorlanması gerekiyor. Bu sayede eğitici kalitesi artacağı için eğitilenin de daha nitelikli bir deniz yaşamına adım atmış oluyor. Birlik kendi içerisinde kaliteli bir sistemi sürdürmekle mükellefken, Federasyon ise bu sistemi denetlemek ve işlevselliğini sağlamak noktasında desteklemeli.
2. Eğitim Teknesi Tanımı Netleştirilmeli
Eğitim teknesi;
• Konfor odaklı değil,
• Güvenlik ekipmanları eksiksiz,
• Analog ve manuel sistemleri barındıran,
• Eğitim amacına uygun donanımlı
tekneler olarak tanımlanmalıdır. Federasyonunun TUYAP okulu olmak için teknelerde aradığı nitelikler sadece başvuruda değil ticari Türk bayraklı tekneler gibi her yıl denetlenmelidir.
Tatil teknesi ile eğitim teknesi arasındaki fark mevzuatla ayrılmalıdır. Bu ayrılık sadece tekne tanımında değil ruhsatnamede de olmalı. Çünkü maalesef ülkemizde yeteri kadar Türk bayraklı sportif tekne bulunmuyor. Sportif tekneleri ayrı bir ruhsatnamede toparlayarak bayrak gözetmeksizin standardize etmek veya millileşmelerini sağlamak sektörde oldukça büyük bir rahatlama sağlayacağı gibi aynı zamanda ülke sermayesine pozitif katkı olur. Bu hususta yasal prosedürleri izleyerek devlet mertebesinde başvuruları yapmak ancak Federasyonumuzun desteği ile mümkün.
3. Eğitmen Sertifikasyonu Tek Tip ve Zorunlu Olmalıdır
Federasyon, uluslararası sistemlerle uyumlu, ancak Türkiye koşullarına göre zorlaştırılmış bir eğitmenlik sınavı uygulamalıdır.
Bu sınavlar:
• Bilgi öğretmeye değil,
• Bilgiyi ispatlamaya
odaklanmalıdır.
Eğitmen adayı zaten gerekli eğitimlerini tamamlamış, millerini yapmış ve eğitmen sınavına öğrenmeye değil bilgisini kanıtlamaya gelmiş olmalı. Bu sınavda uluslararası kurumların zorluk seviyesine çekilerek, eğitmenin kendisini yetiştirme tabanı zorlaştırılarak mesleki bir yeterlilik aranması gerekiyor. Basitleştirmek ve sayıyı artırmak maalesef doğru çözüm değil. Çok uygulanabilir sistemler varken yenisini icat etmeye de pek gerek yok. Geçmişte Deniz Karamanoğlu yönetiminde RYA desteği ile yapılan yeterlilik sınavları oldukça verimli sonuçlar vermişti. Şahıslar kurumlar değişebilir ancak bakış açısı ve zorluk seviyesi standart olmalıdır.
4. Yarış ve Denizcilik Tecrübesi Ayrılamaz
Yarıştan tamamen kopuk bir eğitmenlik modeli, denizcilik pratiği üretmez. Çünkü yelken yarışçısı, zaten tekne hakimiyeti ve zor şartlarda mürettebatı taşıma yetisine sahip kişiler. Elimizde bu yeterlilikte çok iyi bir yarışçı kadrosu var. Bu kadroyu teşvik ederek nitelikli bir eğitmen kadrosu oluşturmak açıkçası hiç ütopik değil ve sonucu çok olumlu olabilecek bir veri. Belirli yeterlilik veya geçmiş CV’ye sahip kişilerin yarış eğitimi vermesini sağlamak aynı zamanda bir güvenlik ilkesi niteliği de taşıyor. Bu anlamda yapılacak değişiklikler ise centre board tabanlı yelkencilerin önünü açacaktır. Eğitmenlerde yarışabilme yetisi aranmalı ama yarış eğitimini herkes vermemeli. Orsa ayağında apaz apaz gezen yelken eğitmeni ile jilet gibi yarışan yarışçıyı aynı mertebeye koymamak gerekiyor.
5. Sosyal Medya Denetimsiz Alan Olmaktan Çıkarılmalıdır
Birliğe dahil kurumların ve eğitmenlerin sosyal medya içerikleri, doğru bilgi üretme sorumluluğu taşımalı.
Yanlış bilginin “eğitim” adı altında pazarlanmasının önüne geçilmesi sağlanmalı. Çünkü Yelken Federasyonu’nun ceza sisteminde Federasyon veya kulüpleri küçük düşürecek paylaşımlarda cezai hüküm bulunmakta. Bu maddeyi genişleterek yapılan paylaşımların Federasyondan bağımsız eğitim veren şahısları da bağlar hale getirilmesi çok iyi bir kontrol mekanizması niteliğinde uzun vadede çok olumlu sonuçlar elde edecektir.
Devlet – Sektör – Sporcu İş Birliği
Bu süreçte devletin rolü yasaklamak değil; tanımlamak ve denetlemektir. Vatandaşın rolü ise “ucuz ve kolay” olana değil, doğru ve güvenli olana yönelmektir. Bizler bu mesleği yapan insanlar olarak şunu net şekilde söylüyoruz: Bu işte pasta kavgası yok. Deniz hepimize yeter. Ama bu meslek, hafife alınacak bir iş değil
Yanlış öğretilen her bilgi bir gün bir fırtınada ortaya çıkar. Bu anlamda ben öğreteceğimi öğrettim paramı aldım bitti değil, benim yetiştirdiğim bir birey o fırtınayı aşar düşüncesi ile hareket eden bir eğitmen bakış açısı yakalamamız gerekiyor. Çünkü şu anda yelken eğitmenliği sadece bir gelirleme modellemesi olarak görülüyor. Peki bu işin hiç vicdani boyutu yok mu?
Yani bir bireye yelken öğrettiniz, mezun oldun diyerek ve deniz yaşamına saldıktan sonra denizde başına gelecek acı bir olayda üzerimizde hiç yük hissetmemeli miyiz? Ben konuya maalesef böyle bakamıyorum ve sosyal medyada yayınlanan her kaza haberini daha okurken aslında ne kadar basit hatalardan tekne veya can kaybı yaşadığımızı gördükçe sarsılıyorum. Bu sarsıntıyı şahıs olarak değil camia olarak yaşamamız gerekiyor. Kağıt üzerinde geleneksel navigasyon öğretirken bir gün bir kursiyerim dedi ki ben filancadan navigasyon dersi aldım hepsini elektronikte çalıştık ne gerek var bunlara.
Dedim ki; elektronik aygıtta nasıl running fix yaptınız?
Cevap: O nedir?
Peki nasıl üç kerterizden konum buldunuz?
Cevap: Valla yapmadık.
Zaten yapamazsınız, çünkü yelken eğitiminde navigasyon dersinin temel amacı her elektroniğini kaybedersen üzerine kuruludur. Biri tüm temeli anlatırken bir başka sözde eğitmen sadece navionics üzerinden ilerlerse elimizde navigasyon bilen ve bildiğini sana iki denizci olur. İkisi de eğitim verirse birisi sandığını anlatan diğeri bildiğini aktaran olur.
Alim ile muallim!
O kadar önemli bir fark ki aslında, bunu önce kendimize anlatmamız lazım.
Elimizde bir gerçek var, yelken sporculuğu da eğitmenliği de Federasyona bağlıdır. Bu da camianın devleti demek, Federasyona doğru datalar ile giderek özellikle YY3 seviyesinin Amatör Denizci Belgesi’ne eş olmasını sağlamak uzun vadede bu işin en majör çözümlerinden bir tanesi. Çünkü her ne kadar Adb eğitimi kısmen düzeltilmeye çalışılsa da online eğitim ve bir günlük pratik bir denizci adayına tekne kiralayacak yetki vermek için çok yetersiz. Dünyada en çok kabul gören Rya, Iyt ve İss ehliyetlerinin Adb’ye karşılık gelen Bareboat Captain lisansının eğitim süresi pratik olarak 3 hafta alıyor. Bu 3 hafta ise dünyada kabul edilen en makul zaman olarak kabul ediliyor ve evet 3 haftalık eğitim yeterli olduğu gibi aynı zamanda katılımcının özgüvenini çok yükselten bir eğitim demek.
Bu anlamda amatör denizci ehliyetlerinin eğitimi tamamen Federasyona bağlı eğitim merkezlerine devredilmesi bir gün sağlanabilir ve Avrupa tabanlı bir eğitim altyapısı kurulabilirse uluslararası yeterlilik tabanında Adb ve YY3 çok daha etkili hale gelecektir. Birde elimizde çok güçlü bir done var, Federasyon başkanımız Özlem Akdurak aynı zamanda World Sailing Başkan yardımcısı.
Yani işimiz aslında tahmin ettiğimizden çok daha kolay. İyi bir niyet, ilerleme çabası, biraz birlik biraz beraberlik. Aslında tek ihtiyacımız bu çünkü derdimiz kimseyi elimine etmek değil aksine olduğumuzu iddia ettiğimiz kaliteye çekmek ve çoğalmak. Bu anlamda elimizde bulunan problemler listesi uzun ancak hep birlikte aşılamayacak hiç bir şey yok.
Yüzünüzden yel, teninizden tuz eksik olmasın.



























